Plak Üretiminde Doğru bilinen yanlışlar Son yıllarda Uluslararası alanda artan Plak satışları dolayısıyla ülkemizde de ciddi bir artış göstermektedir. Ancak bu artışla birlikte yapımcılar plak üretimi noktasında doğru bilinen bazı yanlışları yapmaktadırlar. Peki nedir bunlar ? Öncelikle ağırlık konusunda bir açıklık getirmek gerekli. Genellikle 120 gr - 140 gr - 180 gr gibi bazı ağırlıklar konuşulmakta. (12 inç LP için) Oysaki bir plağım kaliteli olmasının ağırlıkla bir ilgisi yoktur. Müzikseverler hatırlayacaklardır (özellikle klasik müzik dinleyicileri) dünyada en çok klasik müzik baskısı yapan firma 1898 yılından beri Deutsche Grammophon firmasıdır. Niye klasik müzik derseniz klasik müzik kayıtlarının neredeyse tamamı analog ortamda kaydedilmiş ve analog ortamlarda mix ve mastering yapılmıştır. Deutsche Grammophon firmasının yaptığı plak baskıları dünyada en çok tüketilen ve en kaliteli klasik müzik plaklarıdır. Biliyor musunuz ki Deutsche Grammophon plakları 110 - 130 gr arasındadır. Peki neden ? Kısaca anlatmak gerekirse esneme payı yüksek olduğundan daha az kırılgan olması, stoklama bakımından (gerek tüketicide gerekse depolarda) daha az yer kaplaması, ham madde tüketiminin daha az olması dolayısıyla maliyetin daha düşük olması. Yani kısaca bir plağın ağırlığının ses kalitesi ile bir ilgisi yoktur. Bir plağın ses kalitesinin iyi olması için gereken koşullar ise kısaca şöyledir. Plağa basılacak olan ana ses taşıyıcısının kaliteli olması : Bu tamamen müziğin stüdyo kayıt ve mastering kalitesi ile düz oranlıdır. Yani kısaca kaliteli bir ortamda ve ehil kişiler/tonmaister tarafından hazırlanması ve plağa basılacak olan sesin kaliteli olması. Stüdyoda elde edilen ve son çıkan sesin plak kalıbına (eski adıyla master yeni adıyla stamper) aktarılmasının doğru ölçümlerle yapılması. Eskiden değişik yöntemlerle hazırlanan stamper günümüzde artık DMM (Direct Metal Mastering) işlemi ile direkt olarak ses masterinden metal kalıba (stamper) kazınması ile yapılmaktadır. Bunun en büyük avantajı ana ses masterinden sesin kalıba aktarılmasıdır. Yani başkaca bir ara işlemler olmaksızın yapılmasıdır. Bir plak yivler ve setlerden oluşmaktadır, dolayısıyla bu yiv ve setler ne kadar doğru hazırlanırsa ses kalitesi de o kadar iyi olacaktır. (aşağıda plağın üretim halinin resimlerini bulacaksınız) Plak baskı malzemesinin kırık malzemenin geri dönüşümünden olmaması gerekmektedir. (bazı firmalar %40 oranında dönüşüm malzemesi kullanabilmekte ve doğal olarak söz konusu tasarruf satış fiyatlarına yansımakta. Ancak kırık malzemenin tekrar eritilerek kullanılması halinde ses kalitesi düşmekte, plak kırılganlığı artmakta ve istenmeyen çıtırtılar artmaktadır.) Bunun içinde plağın ağırlığı arttırılarak kırılganlığı bir nebze azaltılmış olmaktadır. Ancak günümüzde plaklar genellikle dijital ortamdan tekrar analog ortama dönüştürülerek yapılmakta. Ama bazı firmalarda halen bulunan eski analog stüdyo kayıtlarından çıkarılan masterlerden üretilmektedir. Plak Üretimi Resimleri Plak Üretimi Zinciri
Plak Tarihçesi ve Kayıt Teknikleri 1930 yılında RCA Victor, ilk plağı piyasaya, “Program transcription” disk adı altında sürmüştür. Bu özel diskler 33⅓ rpm hızında çalabilen 12 inch lik esnek plastik materyale kaydedilmiştir. “The Fabulous Phonograph” kitabının yazarı Roland Gelatt, ilk plağın ticari başarısızlığını, o dönemde güvenilir plak çalar markalarının olmayışı, fiyat pahalılığı ve çıkış tarihinin “Büyük Buhran” dönemine denk gelmesiyle açıklamaktadır. 
Buna rağmen, 33’lük plağın 78’lik taş plağa oranla sahip olduğu düşük gürültü seviyesi unutulmadı. 2. Dünya savaşı sırasında ve sonrasında ortaya çıkan taş plak ham maddesi kıtlığı yüzünden, bazı 78 devir plaklar 12 inch plaklara basıldı. Özellikle 6 dakika 12 inch (30cm) 78 devir plaklar V-Disc firması tarafından üretildi ve 2. Dünya savaşında savaşan bazı Amerikan birliklerine dağıtılmıştır. 
1939 yılının başlarında , Columbia firması bu teknolojinin geliştirilmesi üzerine çalışmalar yapmaya devam etti. Dr. Peter Goldmark ve çalışma arkadaşları, ince ve küçük ses titreşimlerinin (microgroove) plak üzerine kaydı ve bu kayıtları çalabilen ucuz fiyatlı pikaplar üretebilmek için hummalı bir çalışma yürütmüşlerdi. 
1948 yılında, İlk defa, 12 inch (30cm) Long Play LP 33⅓ rpm microgroove plaklar, New York basın konferansında tanıtılmıştı. 
RCA Victor ve Columbia şirketleri arasındaki ticari rekabet, RCA Victor’un 7 inch (17.5cm) /45 rpm Extented Play (EP) 45’lik plak formatını tanıtmasıyla devam etmişti. 1948 – 1950 yılları arasındaki bu iki yıllık dönem firmalar arasında “War of Speeds” Hız savaşları olarak anılacaktı. 
Gelişmeler ışığında 12" (30 cm) / 33⅓ rpm LP formatı albümler için her iki tarafına ortalama 30 dakika müzik kaydedilebilmesi nedeni ile standart hale gelmiş, 7" (17.5 cm) / 45 rpm EP formatı ise 45’lik single plak formatı olarak kendine yer edinmiştir. 45 lik plaklar süre olarak 78 devir plakları taklit eden bir format olmuştur. 
1955 yılında yüksek kaliteli ve pahalı stereo reel to reel makara teyplerin piyasaya girmesi ile toplumda stereo kayıtlara ilgi artmıştır. O zamana kadar Mono olarak kaydedilen plakların 12 inch plaklara stereo kayıt yapılabilir hale gelmesi için geniş çaplı araştırmalar ve çalışmalar yapılmıştır. 
1957 yılının sonlarına doğru, plaklara stereo kayıt yapılmaya başlanmış, toplum yavaş yavaş stereo formatı kabullenmeye başlamıştır. 1960 yılına gelindiğinde üreticilerin çoğu Mono (Tek kanal) plak üretimini durdurmuştur. 1968 yılında ise mono plak çalarların üretimi sonlandırılmıştır. 
Aynı şekilde 1970 yılında, yüksek kaliteli ve pahalı bir teknoloji olan quadraphonic (4 kanal) makara teyplerin ve 8 kanal kartuş kasetlerin piyasaya sürülmesi ile 1972 yılında piyasaya ilk quadrophonic (4 kanal) plaklar sunulmuştur. İlk başlarda tüketicilerin bu yeniliğe yaklaşımı oldukça iyi olsa da, diğer Plak kayıt formatları SQ, QS, ve CD-4 ile olan uyumsuzluğu, quadraphonic plakları ticari başarısızlığa sürüklemiştir. Çoğu plak şirketi 1975 ten sonra quadrophonic plak üretimini durdurmuştur. Bazı klasik müzik plakları 1980 lere kadar quadraphonic olarak üretilmeye devam etmiştir. 
Diğer unutulmaması gereken teknolojik gelişmeler; 
1970 lerin başlarında plak üretimini ucuzlatmak için RCA Victor, daha ince ve kalitesi biraz daha düşük plaklar üretmiştir. Bu üretim tekniğine Dynaflex adı verilmiştir. 
1970 lerde ayrıca audiophile (yüksek kaliteli ses) dinleyicilere yönelik, direct-to-disc teknolojisi kullanılmıştır. Bu teknoloji ile plağa kayıt esnasında kullanılan ara kayıt mecrası olan manyetik teyp kaldırılmış, kayıtlar direkt olarak master disk’e (master plak laquer) yapılmıştır. 
1980 lerin başında, audiophile (yüksek kaliteli ses) dinleyicilere yönelik başka bir format olan DBX-encoded plaklar üretildi. Bu format o zamanın hiçbir standart plak pre amfisi ile uyumlu değildi. Gelişmiş DBX gürültü düşürücü (noise reduction) ve dinamik alanı genişletici kodlama ve de-kodlama sistemine dayanan bu formatın ömrü, CBS tarafından geliştirilen CX formatı kadar kısa ömürlü olmuştur. 
1970 lerin sonları ve 1980 lerde ise, gelişen plak kesim (Vinyl Groove Cutting) teknolojileri sayesinde , kaydedilen sesin dinamik alanı genişletilmiş ve iç ses titreşim bozulması (distorsion) miktarı en aza indirilmiştir. Bu yeni tekniklerle üretilen plaklar, CBS Discomputer ve Teldec Direct Metal baskı adı altında piyasaya sürülmüştür. Çeviren :Jammin's Vinyl Records
Biz Kimiz
Ne Yapıyoruz
Neler Yaptık
Müzik Yapım
İletişim
Teknik Bilgi